Bir kökte uzamış sarmÂşık gibi
Dökülmüş gerdana saçların güzel
Gözlerin ufukta bir ışık gibi
Kara bulut gibi kaşların güzel
Koynundaki turunç mudur nâr mıdır
Adın Huri midir Gülizar mıdır
Gözlerinden akan yaǧmurlar mıdır
Onbeş onaltı mı yaşların güzel
Âfat-ı devran(1) mı bilmem ki nesin
Bülbül’ün avazın andırır sesin
Seher yeli gibi gelir nefesin
Âşık’a bahardır kışların güzel
Her güzel de eda ile salınmaz
Huri misin melek misin bilinmez
Emsâlin dünyada azdır bulunmaz
Firdevs-i â’lâ’da(2) eşlerin güzel
Görünce derdimi arttırdım kat kat
Can alıcı gözün sanki bir cellât
Veysel’i kapından eyleme azat
Bana yastık olsun döşlerin güzel
1: Afet-i devran:
2: Cennetin en yüce katı en yüce makamı. [Firdevs-i Ala’da bir yanal elma / On sekiz bin ilmin nuru dediler- Pir Sultan Abdal]